top of page

duygusal borçlanma

  • Yazarın fotoğrafı: noranretammaternaron
    noranretammaternaron
  • 27 Haz 2022
  • 2 dakikada okunur

bu blogun açılışını, anasayfasında korku ve umuttan söz ederek yaptım. artık kullanmadığım ve bu blogun internet adresiyle aynı adı taşıyan twitter hesabımda, bu iki duyguyla ilgili görüşlerimi kısaca belirtmiştim. şimdi bu görüşlerimi detaylandırmak isterim.

 

en sevdiğim yazar nikos kazancakis, girit’te bulunan mezarının taşında, türkçesiyle, “hiçbir şey ummuyorum, hiçbir şeyden korkmuyorum, özgürüm” yazılıdır. büyük yazar, bu sözün mezar taşına yazılması suretiyle, yaşamın umutlardan ve korkulardan ibaret olduğunu, insanın ancak öldüğünde bu duyguların etkisindeki yaşamının esaretinden kurtularak, özgürleştiğini anlatmak istemiş gibidir.

 

evet, insan gerçekten de yaşamını, umutlarının ve korkularının etkisindeki yaşamının esiri olarak, yani anı yaşamadan, geleceği yaşayarak geçirir. bu duyguların etkisinde kaldığı esaretinde, neden mi anı değil de geleceği yaşar? çünkü, bu iki duygu da gelecekle ilgilidir. örneğin, yolda yürürken kendisine bir anda silah doğrultulan bir adam, o an silahın doğrultulmasından değil, silahın ateşlenmesiyle, yakın bir gelecekte öleceğinden korkar. ya da bir korku filminin korkunç bir sahnesinde insan, o sahnede gördüğünden değil, gördüğünün gelecekte kendi başına gelmesinden korkar. umut da böyledir. güzel bir araba gören insan, o an, o arabanın estetik görselliğini benimsemek yerine, gelecekte o arabaya sahip olabilme umuduna kapılır. işte bu örneklerde belirttiğim gibi, korku ve umut, ingilizce bir finans tabiriyle “debit” duygular değil, “credit” duygulardır. korkan ve uman insan, gelecekten kredi alır. tabiri caizse borçlanır. ve nasıl finansal olarak borçlanan bir insan, borçlu olduğu için tam ekonomik özgürlüğünden söz edemezse, duygusal olarak borçlanan insan da, duygusal özgürlüğünden söz edemez. etkin bir şekilde yaşayamaz; edilgen bir yaşamın esiri olur. bu esaret ölene dek sürer. öldüğü o son an, artık bir geleceği olmadığı için borcundan kurtulur ve tam duygusal özgürlüğe ulaşır. son tahlilde, ben, kazancakis'ten ilhamla, insanın ölümünü, işte böyle, bir duygusal özgürlük anı olarak tanımlıyorum.

 

peki ben duygusal olarak borçlanıyor muyum? evet, bir insan olarak ben de borçlanıyorum. ancak benim duygusal borçlanmam, bu durumun bilincinde olmaktan ileri gelen yalnızca iki borçtan ibaret: korkmayı ummaktan ve ummaktan korkmaktan.

 
 
 

Yorumlar


diğer blog

Pair of aces .jpg
bottom of page